4 Nisan 2014 Cuma

Güzel insanların şehri Metro Manila


Biraz İspanyolca öğrenip sonrasında Güney Amerika'ya gitmenin planlarını yapıyorken, bir işin için bir sabah saat 10’da kendimi 14.05 Abu Dabi uçağına bilet almış buldum. Hızlıca backpackimi hazırlayıp yola çıktığımda kafamda işten daha çok sonrasında yapacağım geziler dolanıyordu. Abu Dabi'de geçen birkaç günden sonra, aynı işi sonuca bağlamak için Taipei'ye geçtim. Backpacker tarzından uzak olduğum bu iki şehirdeki işlerimi bitirdikten sonra özüme geri dönmem için tek yapmam gereken, yeni bir şehre yol almaktı. Gözümü hemen pekte uzak olmayan güneydeki Filipinler'in başkenti Manila'ya dikip uçak biletimi aldım. Ninoy Aquino International Airport'a indiğimde, ilk iş pasaport polisiyle vizesiz kaç gün kalabileceğim üzerine konuşmaya başlamak oldu. Dış İşleri Bakanlığını vize yükümlülükleri sayfasında her ne kadar 30 gün vizesiz seyahat edilebileceği yazsa da görevli polis vize muafiyeti olan tüm diğer ülke vatandaşları gibi bana da 21 günlük izin verileceğini söyledi.Bu noktada şu eklemeyi yapmakta yarar var; Filipinler'e bu ilk gelişimden bir ay sonra başka bir ülkeye gideceğim. 2 hafta sonra tekrar geri döndüğümde ise ben daha bir şey demeden bu seferde vizesiz 30 gün kalabileceğimi onaylayan mührü basacaklar. Yani vizesiz kaç gün durulabileceği üzerine net bir şey söylemek doğru olmaz. Neyse konuya geri dönelim. Aslında 30 veya 21 gün olması pekte umursadığım bir şey değil. Gözüm daha fazlasındaydı. Güney Amerika'da yapmayı planladığım her ülkede 2-3 ay kalma fikrini burada denemeye karar vermiştim. Gezerken böyle uzun sürelerde aynı ülkede sıkılıp sıkılmayacağım konusunda hiç bir fikrim yoktu ve şimdi bunu öğrenmek için en iyi zamandı. Sıradan çıkıp yan taraftaki pasaport polislerinin ofisine geçip uzun süreli kalma fikrimden bahsettim. 58 dolar karşılığında iki aylık vize verebileceklerini daha uzun süreli bir vizeninde havalimanından alınmasının mümkün olmadığını söylediler. Tamam deyip 2 aylık vizemi alıp dışarı çıktım. Havalimanın herhangi bir raylı taşıma ile bağlantısı yok. Taksiye binmem ile Manila akşam trafiğine merhaba demem de bir oldu zaten. 6-7 kmlik yolu bir saatten fazla bir sürede aldıktan sonra Bonifacio High Street'e vardım. 3-5 paralel sokaktan oluşmuş bir bloğu dikey şekilde kesen oldukça geniş bir yaya yolu olan caddenin her iki tarafında da cafeler, restaurantlar  ve mağazalar bulunmakta. Globe firmasından bir sim kart aldıktan sonra cafelerden birine oturup couchsurfingden Dennis'e geldiğimi mesaj atıp, buluşacağımız saati beklemeye başlıyorum.

2 Ekim 2013 Çarşamba

Değişmemen Umuduyla Bangkok

Daha yeni yeni ritmimi bulduğum yolculuğumda, Koh Phangan'dayken İstanbul'a gelmemi gerektirecek bir telefon alıyorum. Yola çıktığımda eve kesin olarak ne zaman döneceğimi bilmiyordum ama bir dünya turu hayali ile başladığım için de hiç bu kadar erken olacağını düşünmemiştim. Bunun için 1 yıl civarında yollarda olmayı beklerken 10.haftanın sonunda eve dönüyor olmak tam bir hayal kırıklığı olsa da gerçek Asya'dan bir parça görebildiğim için mutluydum. Olayı daha fazla dramatikleştirmeden dönüş yoluna başlıyayım. 2 alternatifim vardı. Ya Bangkok'a gidecektim yada 3.gün önce geldiğim Kuala Lumpur'a geri dönecektim. Bu iki şehirden de İstanbul'a bilet fiyatlarında bir fark olmayınca, kalan kısımları daha sonra gezerim deyip ayrıldığım Bangkok'a gitmeye karar verdim. Adadan ayrılışım, gelişime göre oldukça kolay oldu. Koh Phangan'dan Surat Thani Don Sak limanına hızlı feribot ve oradan da tren istasyonuna ulaşımı içeren bir kombine bileti 20 dolara aldım. Bu feribotla hızlı bir şekilde Don Sak limanına ulaşmış olsam da servis Krabi, Phuket ve Bangkok'a karayolu ile gidecekleri, otobüs firmalarının ofislerine bırakarak ilerlediği için 1 saat kadar bir sürede tren istasyonuna varabildim. Bu sefer tren yolculuğumda da bir değişiklik yaptım. 12 saatlik bir yolculuk olacağı için gelecek olan ilk iki trende tahta koltuklarda gitmek yerine, son 4 yataklı biletin kaldığı birkaç saat sonraki bir trenin yataklı kısmında gitmeye karar verdim. Tabi her zaman ki gibi tren gecikmeli geldi. 1 saatlik gecikme ve 12 saatlik yolculuk sonrası sabah saat 7.30'da Bangkok'taydım. Hava bu sefer, öncekinin aksine hafif yağmurluydu. Bu değişikliğe sevinmiş olsam da ıslanacak olacağım gerçeğini değiştirmiyordu.

Bangkok Fotoğrafları 2

                     

Koh Phangan Fotoğrafları

Koh Phangan albümü, ortam sebebiyle pek fotoğraf çekmeye vaktim olmadığından sadece cep telefonundan çekilmiş birkaç fotoğraftan oluşmaktadır.

        

Kuala Lumpur Fotoğrafları

                      
    

3 Eylül 2013 Salı

Full Moon Vakti Koh Phangan

dolunay sabahı
Kuala Lumpur sonrası kafamdaki Malezya rotası, Cameron Highlands ve Taman Negara'da birer gün kalıp daha sonra Redang ve Perhentian Adaları'na gitmekti. Oradan da kapanışı yapmak için Penang'a geçip biraz dinlendikten sonra Güney Tayland'a doğru yol alacaktım. Peki plan bu iken ne oldu da kendimi 920 km kuzeydeki bir Tayland adası olan Koh Phangan'da buldum. İşin bu kısmı biraz eskiye dayanıyor. Daha bir kaç yıl önce, bu adadaki bir plajda her ay 10binlerce kişinin toplanıp dolunayı kutladığı Full Moon Partiyi duyduğumda, buraya mutlaka bir gün geleceğimi biliyordum. İşte bunun için Kuala Lumpur'da bir gece vakti aya bakıp dolunayın oluşmasına iki gün kaldığını görmek, beni ertesi gün yola çıkartmaya yetti. Sabah ilk iş olarak ana terminal olan KL Sentral'a gittim. Gece yaptığım araştırmalardan sonra adaya giden feribotların Surat Thani'den kalktığını öğrendiğimden, bu şehre trenle gitmenin yollarını sordum. Surat Thani'den de geçen Bangkok'dan Kuala Lumpur'a doğrudan giden bir tren hattını duymuş olsam da görevli aktarma yapmam gerektiğini, bunun içinde iki alternatifim olduğunu söyledi. Ya Penang'dan aktarma yapacaktım ya da Tayland tarafındaki Hat Yai'de. Koh Phangan'dan sonra zaten geri dönüp içinde Penang'ında olduğu Malezya turuma devam edeceğimden, Penang yerine aktarmayı Hat Yai'den yapmaya karar verdim. Akşam saat 9'da bir tren vardı. Uzun bir gece yolculuğu olacağından fazladan bir kaç dolar daha vererek 16 dolara yataklı kısımdan bir bilet aldım. Sıkıntısız geçen yolculukta, sabahın erken saatlerinde Tayland-Malezya sınırına geldiğimde ise hayatımın en rahat pasaport geçişini yapacağımı henüz bilmiyordum. Tren sınır kabul edilen durağa geldiğinde durdu, indim birinci gişeye gittim. Malezya'dan çıkış mührü vuruldu, pasaportumu alıp biraz ilerideki gişeye gittim orada da Tayland'a giriş mührü basıldı. Sonuç olarak yine trenden indiğim yerdeydim. Başka bir ülkeye giriş yaptığım için en azından daha ileriden yada karşı perondan başka bir trene falan bineceğimi düşünürken aynı yere tekrar gelince bir an şaşırdım. Polise trene binip binemeyeceğimi sorduğumda ise biraz beklememiz gerektiğini, bunun içinde bir banka oturabileceğimi söyledi. Sonrasında ise pasaport işlemlerimi halledip halletmediğimi sordu. Hallettim dedim, tamam dedi. O an şunu anladım ki trenden inip direk bir banka oturup bekleseydim, hiç bir pasaport işlemi yapmadan da yine trene binebilirdim. Güzel şeyler bunlar. 

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Eski Tarzdan Yeni Tarza Kuala Lumpur

KL'de gün batımı
Singapur'daki beşinci günümün sabahında kendime geldikten sonra toparlanıp Nicholl Higway mrt durağının bir üst sokağı olan Beach road üzerindeki otobüs firmalarına doğru gittim. Kuala Lumpur'a bilet aşağı yukarı hepsinde 30 dolar civarındaydı. Burayı dün akşam şans eseri sahilde yürürken yol kenarına çektiği otobüsünü temizleyen şoförden öğrenmiştim. Fiyatlar,Jakarta'da Daniel'in bana önerdiği First Couch otobüs firmasıyla aynı olunca boş yere yeni bir firma macerası yaşamak yerine, kalktım bu firmanın Novena meydanındaki alışveriş merkezinde bulunan ofisine gidip, 30 dolara bir bilet aldım. Johor Bahru şehrinden aktarma yaparsam tüm yolu 10 dolara gidebileceğimi bilsem de son iki gün biraz yorulduğum için aktarmasız ve rahat olduğu için bu otobüsle gitmeyi seçtim. Şehirde Malezya'ya giden çok sayıda otobüs firması olsa da bir terminalin olmaması, bilmeyenler için işleri biraz zorlaştırıyor. Her firmanın otobüsü farklı bir yerden kalkıyor. Bilet aldığım alışveriş merkezinin otoparkından yola çıktıktan sonra daha ne olduğunu anlamadan bir baktım sınıra gelmişiz. Bir kaç dakika süren pasaport işlemlerinden sonra Malezya tarafındaydık. Toplamda 6 saat süren yolculuktan sonra akşam saat 10 gibi Kuala Lumpur Bangsar'a vardım. Hiç oyalanmadan ev sahibim Nizar'ın evinin yakınındaki Lrt durağına onunla buluşmak üzere gittim. Nizar bir kaç sene önce 1 ay gibi bir süre tüm Türkiye'yi gezmiş bir mühendis. Tam bir Türkiye aşığı. Kuala Lumpur'a geleceğimi yazdıktan çok kısa bir süre sonra, iyi olan Türkçesiyle bir davet mesajı atmıştı. Bende diğer davetler üzerine hiç düşünmeden, doğrudan Nizar'la iletişime geçmiştim. Ne kadar doğru yaptığımı da şehirden ayrılırken tekrar anladım. Evine geçip onun hikayesini öğrendikten sonra, halkın kısaca KL dediği Kuala Lumpur'da  gidilmesi gereken yerler üzerine konuştuk.