8 Haziran 2013 Cumartesi

İlk Durak Kiev

Varış: 25 Nisan 2013

Kiev'e indikten sonra pasaport sırasına girmemle birlikte bir heyecanlanma kendini göstermeye başladı. Bu yeni bir şehre gelmenin heyecanı değildi. Bu önümdeki bazı kişilere -yanlış anlamadıysam- bende de olmayan dönüş bileti ve otel rezervasyonu sormalarının heyecanıydı. Sıra bana geldiğinde pasaportumu verdikten sonra çantamdan seyahat sigortası kağıtlarımı çıkarttım ve elimde tutmaya başladım. Öyle bir rahatlık gelmiş ki sanki elimde otel rezervasyonu ve dönüş bileti tutuyorum :) Ama rezervasyonları bir sorsa ne yapacağım hiç bilmiyorum. Neyse ki polisin tek sorduğu seyahat amacım oldu. Turistik dememden sonra giriş mührünü basıp pasaportumu geri verdi. Kazasız belasız girmiştim Ukrayna'ya. Havaalanından dışarı çıkıp, gelen taksicileri savurduktan sonra hemen sağ taraftaki skybus adlı şehir merkezine giden otobüse atlayıp şehre geldim. Elimde, havaalanındayken internetten bulduğum bir hostelin ismini ve yakınındaki metro durağını yazdığım bir kağıttan başka bir şey yoktu. Otobüsün indirdiği yer metro durağının önü olmasından dolayı metroyla hostele zorlanmadan ulaştım. Avrupa’da ki 30-40 odalı hostellerden sonra Ukrayna ve daha sonra gördüğüm Rusya'nın 3-5 odalı hostelleri bana daha çok evde kalıyormuşum gibi hissettiriyordu. Yerleştikten sonra gezmeye Maidan Nezalezhnosti meydanına gelerek başladım.

Burası şehrin tam merkezi. Önündeki Khreshchatyk caddesi ise şehrin en popüler caddesi. Özellikle hafta sonları araç trafiğine tamamen kapatılıp sadece yayalara açılan bu cadde, bana adeta bir festivale gelmişim duygusu yaşattı. Şehrin bu kısmında pek olmasa da diğer kısımlarında gördüğüm bazı yüksek binaların taban alanlarının genişliği beni çok şaşırtmıştı. İlk defa böylelerini görüyorum desem yeridir. İnşaat mühendisiyim ya hemen kafamda bu binaların yapımıyla ilgili fikirler de uçuşmaya başladı :)




Şehirde çok sayıda Ortodoks kilisesi ve katedrali bulunmakta. Bunlardan en çok ilgiyi çeken Maidan Nezalezhnosti'nin çok yakınında bulunan St. Michael Kathedrali ve karşısındaki Saint Sophia Kathedraline gitmeyi tercih ettim. Kilise dışında biraz da farklı şeyler görmek istediğimden kendimi Dniapro nehri kıyısındaki Hidroparka attım. Burası kızlarından sonra(orayada gelicem) Kiev'in en güzel kısmıydı benim için. Parkla aynı ada sahip metro durağını, parkı ikiye bölmüş gibi düşünürsek, bir taraf daha çok huzur bulacağınız bir sakinliğe ve güzelliğe sahipken diğer taraf çok sayıda park tipi spor aleti bulunduran bir alan ve kendini nehir sularına bırakmak isteyen Kievliler için bir plajı barındırıyor. Şehirde caddeleri gezdikçe dikkatimi yer altı geçitlerinin fazlalığı ve bu geçitlerdeki mağazalar çekti. Sanırım kışın sertliği Kievlilere bunu yapmaktan başka yol bırakmamış. Gelmişken birde gece hayatını göreyim deyip DLux, Forsage ve VodkaBar'a gittim. Şehrin meşhur kızlarına gelirsek, Moskova'da tanıştığım Liza'nın Kiev'den geldiğimi söylemem üzerine söylediği cümleyi yazmam en doğru tercih olacaktır. 'Dünyanın başka hiç bir yerinde o kadar güzel kızı öyle yüksek topuk-mini etek ikilisiyle göremezsin ''

Daha fazla fotoğraf için aşağıdaki ''Kiev Fotoğraflar'' kelimelerine tıklayınız

Kiev Fotoğraflar